|
[Anlatilar] [Resimler] [Garip ama Gercek] [Gülmece] [Sizden Gelenler] [Linkler] [Forum] [Kilerin Mutfagi] |
|
KIRK YILIN OTESINDE
"Kirk yilin otesinde... Ya da gerisinde... Bir kadin vardi... Kocaman, siyah kadife gozleri, olaganustu anlayisiyla, bir dahi komutanin yasamina karismis, bir anlamda, en onemli kadin ozelligini asla yitirmeyecek bir hanimefendi... Onun hakkinda, onlarin evlilik yillari, bosanma nedenleri hakkinda az sey okumus ama pek cok sey dinlemistim... Soylenenler arasinda gercek olanlar, hic degilse gercege yakin olanlar var miydi?... Izmir'deki o 'olaganustu anlayisli' genc kizi; Ankara, gercekten o kadar degistirmis miydi?... 'Anlayis'i ustune birsey soylemek, benim icin mumkun degildi; ama her kulun dayanamayacagi bir 'sabir'in timsali oldugu kesindi. Bunca yil surmus suskunlugunu bozacagini umut etmiyordum elbet... Onu, yasadigi mekan icinde soyle bir gormeye raziydim. - Benimle nicin gorusmek istiyorsunuz? diyen -soran degil - biraz kalin, nazik ama mesafeli ve her seyden fazla da 'kararli' bir ses... ve tabii umut kirici. Yanitim, hayli dolambacli... Acik, aciklayici degil... Onun umdugu bekledigi yanit da degil elbet. - Emirlerinizi telefonda alabilir miyim?... Bir, iki gune kadar seyahate cikiyorum; cok mesgulum. Sanirim, hayatimin en uzun israrini yapiyorum. Boylece onu uzdum belki... Ama, isrardan nefret eden bir insan olarak benim uzuntum, sikintim onunkinden cok fazlaydi kuskusuz... - 'Sadece sizi gormek istiyorum' dediniz bir kac defa... Ama ne sifatla?... Yani beni neyimle, kim oldugum icin tanimak, gormek istiyorsunuz?... - Once, sizi, siz oldugunuz icin gormek, tanimak istiyorum. - 'Peki, oncesi bu, diyelim... Ya sonrasi?... - Mustafa Kemal'i nikah masasina oturtacak kadar farkli, guclu.... Sozumu kesiyor: - 'Hah, sunu soyleyin iste!... Maalesef ben bu konuda hic konusmam. Ben bundan bahsedecek olsam, kendi notlarimi konustururum. Hem artik bu mevzu cok eski... Kirk yilin otesinde iki bucuk yil yasanmis bir hikaye... Ataturk'ten, benim bahsedebilecegimden cok daha fazla bahsedebilecek pek cok insan var bugun...' - Ama siz cok farklisiniz... Hicbiri... Gene kesiyor sozumu: - 'Hayir hayir... Ben hicbir sey degilim... Bugun, bugun, komur alamadigi icin, kirk yillik evini terk etmek zorunda olan biriyim ben... Hadi bakalim kalksin da Ataturk bana yardim etsin... Bu tahta eve, linyit komuru veriyorlar. Bu ocaklarda linyit yanmaz ki... Seyahatten sonra gelip ev aramak mecburiyetinde kalacagim belki... Ben, evinin komur isini halledemeyen insanim , Bugun, siz hala farkliliktan, onemden bahsediyorsunuz... (Bir an susuyor) Herkes bir Ataturk'tur tutturmus... Kac kisi taniyor Ataturk'u?... Kac kisi gercekten anlayip gercekten seviyor, soyler misiniz bana? Ataturk, iki kirik silahla bir vatan kurtarmis adamdir. Simdi, bu kadar varlik ve imkan icinde halimize bakin... Ataturk'un zamaninda yoktu boyle duzensizlikler. Ataturk'u sevmek demek, hic degilse O'nun yuzde biri olmak demektir. Gostersenize bana boyle bir insan?... Gencler Ataturk'u seviyorlarsa, O'nun yolunda yurumeyi bilmelidirler... O'nun gercek yolunu tutmus kac kisi var soyler misiniz bana?' Latife Hanimefendi belli ki dopdolu. Sozu birden gene kendisine getiriyor: - 'Ben 66 yasindayim kizim. Artik ben de antika oldum, hatiralarim da. N'apacaksiniz onlari ogrenip de...' Susuyor. Sonra biraz sasirmis bir sesle ekliyor: - 'Bakin, garip bir sey oldu. Cok tuhaf. Ben ilk defa bu kadar konustum. Yani, Ataturk hakkinda.' Birden toparlanarak acele acele kesip atiyor: - 'Seyahatten doneyim, bir, iki ay sonra konusuruz insallah.' Bitiris sesi de, basladigi gibi nazik, mesafeli ve kararli... Tesekkur edip karsimdaki telefonun kapanmasini bekliyorum. Ama teybin bir sure bosuna donmekte oldugunu hayli sonra fark edebiliyorum. O, biraz kalin, bir hayli buruk, ama, sikayet ederken bile kendine guvenen soylu ses, hala kulaklarimda... 24 Eylul 1965" ******************* "Anilarla Mustafa Kemal Ataturk" Ismet KUR Is Bankasi Kultur Yayinlari 1998 S.72-75
|